beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

TÜRKİYE NASIL DÜZELİR?

TÜRKİYE NASIL DÜZELİR?

 

İddia ediyorum “Türkiye Nasıl Düzelir” Başlığı çok iddialı bir söylem. Bir sorunun çözülmesi o sorunun anlaşılmasına bağlıdır. Türkiye’nin düzelmesinin de ilk şartı “düzenin bozulmuşluğunun kabulüne” bağlıdır. Bizim genellikle her alanda geri gitmişliğimiz, yerinde sayıyor olmamızın düzelmesini öncelikle kabullenmemiz ve çözüm yolları arayışına girmemize bağlıdır. Şuna inanmalıyız ki Rahmetli Atatürk’ün “Muasır medeniyetler seviyesi” diye işaret ettiği çizgide değiliz. Kimse de bizi kıskanmıyor, Almanlar dahi!

 

SORUNU KABULLENMEKLE BAŞLAYALIM

 

“Behçet Kemal Çağlar’ı bir gün “YALAN” konusu ile ilgili bir seminer vermesi için davet ederler. Salon tıka basa doludur, içeri girer, salondaki insanlara bakarak:

-Seminere birazdan başlayacağız fakat önce bir şeyi öğrenmem lazım. Tevfik Fikret’in son şiiri olan ‘YALANA ÖVGÜYÜ’ kaçınız okudu?

Salondaki insanların çoğu el kaldırır. Yazar konuşmasına devam eder:

-Doğru yere gelmişim, Tevfik Fikret’in öyle bir şiiri yok” der!

 

İslam, otoriterlik ve az gelişmişlik üzerine Gazeteci Ergün Babahan’ın Prof. Ahmet T. Kuru ile yaptığı bir söyleşiyi dinlemiştim. Uzun bir söyleşi ve Kuru Hoca’nın her cümlesini kaçırmamaya ve iyice özümsemeye çalıştım. Aldığım notları daha önce sizlerle paylaşmak istedim ama kısmet bugüneymiş. Sohbet içinden günümüzle ilintili olduğunu düşündüğüm kısa bir bölümü aktarmaya çalışacağım. ABD’de San Diego Eyalet Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde dersler veren Hoca;

 

DİN GELİŞMEYE ENGEL Mİ?

 

“Dünyada 200 ülke var. Bu 200 ülkenin birçoğu hayatlarında bir büyük ilerleme yaşamadan devam ettiler. Türkiye her zaman potansiyeli var olan bir ülkedir. Al Gore Bill Clinton'ın yardımcısıydı, çok gençti. Seçimleri kaybedip politikadan ayrıldığında konferanslar vermeye başlamıştı. Konferanslara şöyle bir espriyle başlıyordu: "I used to be the next president of the United States." Which means: "Ben her zaman geleceğin Amerikan başkanı olmuş bir insanım ama hiçbir zaman gerçek olamadı." Türkiye’de hep potansiyeli olan bir ülke oldu. Ama hiçbir zaman gerçek ilerlemeyi sağlayamadı.”

 

 

TÜRKİYE’NİN BATI İLE İLİŞKİLERİ NASIL OLMALI?

 

Tam bağımsızlık söylemleri yerine küresel dünyayı anlamak gerek. Batı'yı tamamen silip attığınızda alternatifiniz Rusya ve Çin oluyor ki bu otoriterlik demektir. Laik ve demokratik bir yapı istiyorsak Batı ile sağlıklı entelektüel ve sosyo-kültürel ilişkiler şarttır.
​Türkiye'de akademinin niteliksizleştirilmesi tesadüfi değildir; popülist anlayış uzmanlığa, profesörlere ve entelektüellere saygıyı yok etti. Hem İslamcı hem Seküler kesimde tarihsel olarak serbest teşebbüse ve bağımsız entelektüele karşı bir duruş var.

 

TÜRKİYE’NİN DÜZELMESİ İÇİN NELER YAPILMALI?
​Türkiye'nin düzelmesi için 4 temel adım gerekiyor:
1. ​Problemi/hastalığı itiraf etmek: Otoriteryanizm ve geri kalmışlık problemini kabul etmek.
2. ​Ulema-devlet ittifakını sonlandırmak: Diyanet ve din-devlet ilişkilerinde köklü bir reform yapmak.
3. ​Rantçı ekonomiden vazgeçmek: Mülkiyet hakkını ve serbest teşebbüsü güvenceye almak.
4. ​Batı ile anlamlı ilişki kurmak: Popülist söylemleri bırakıp dünyayla entegre olmak.


​Kısaca; Değişimin sadece yukarıdan tek bir liderle (Sultan, Padişah veya Başkan) gelmesini beklemek yanlış bir geleneğin sonucudur. Aşağıdan yukarıya, kasabalardan, mahallelerden başlayan toplumsal, iktisadi ve entelektüel bir bilinçlenme gereklidir. 

 
Bu yazı 385 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI