-
Metin Çınar
Tarih: 05-01-2026 15:11:00
Güncelleme: 05-01-2026 15:12:00
Venezuela tam demokrasiyle yönetiliyor olsaydı, Trump böyle bir operasyonu Maduro’ya çekebilir miydi?
The Economist'e bağlı Economist Intelligence Unit'in (Economist İstihbarat Birimi) 167 ülke ve bölgedeki siyasi durumu her yıl yaptığı araştırma sonuçlarını takip eden yılın Şubat ayı sonuna doğru paylaşır. Demokrasi Endeksi raporu ülkelerin Seçim süreci ve çoğulculu Medeni haklar, Hükümetin işleyiş ve Siyasi katılım kategorilerinde değerlendirme araştırmaları yapılıp, puanlamaya tabi tutulduktan sonra Tam demokrasi, Kusurlu demokrasi, Karma rejim ve Otoriter rejim olmak üzere dört rejim türü olarak ülkeler sınıflandırılmaktadır. Değerlendirmeler 10 tam puan üzerinden verilmekte olup, 4 puan alı alan ülkeler maalesef “otoriter rejim” sınıfında değerlendirilmektedir.2025 raporu bu yılın Şubat ayı sonuna doğru çıkacağı için ben 2024 Demokrasi endeks raporunu dikkate alarak değerlendirmede bulunmak istiyorum.
2024 Raporu Dünya Devletlerinin demokrasi açısından kriz yaşadığı bir dönem olduğunu işaret ediyor. 167 ülkenin değerlendirildiği raporda 25 ülke Tam Demokrasi, 46 ülke Kusurlu Demokrasi, 36 ülke Karma / Hibrit Rejim ve maalesef ki 60 ülke de Otoriter Rejim sınıfında olduğu sonuca ulaşıldı.
Dünya nüfusunun %39,2’si ve 60 ülkesinde otoriter rejim yönetimlerinin, yine dünya nüfusunun %6.6’sı ve 25 ülkesinde Tam Demokrasiyle yönetildiğini ülkelerde bu çalışmada öğreniyoruz. Yine raporda dünya nüfusunun %27,5’i 46 ülkede Kusurlu Demokrasi olarak yönetilmektedir.
Türkiye olarak demokrasi puanımız 2023'te 4,33'ken 2024'te 4,26 olarak belirlendi. Bu puan bizi “Karma / Hibrit Rejimler” sınıfında tutmuştur. Bizimle aynı sınıfı paylaşan 35 ülke ve %21.6 dünya nüfusu var.
2026’nın ilk günlerinde “Kusurlu Demokrasiler” kategorisinde yer alan ABD ve Başkanı Trump’In bir egemen devlet olan Venezuela’ya yaptığı bir operasyonla Devlet Başkanı Maduro’yu dünyanın gözünün içine soka soka tv’lerde gösteri yaparak silahlı kişilerce yatağından eşiyle birlikte aldırarak güya yargılamak üzere ülkesine getirdiği bilgisini geçti. Aylardır bu operasyona çalışıldığını yine Trump’ın açıklamalarından dünya öğrenmiş oldu.
EMPERYALİSTLERİN DEMOKRASİ KORKUSU
Maduro’nu suçu ABD isteklerine boyun eğmemesi, isteklerini yerine getirmemesiydi. Venezuela otoriter rejim katagorisinde diktatör Maduro tarafından 13 yıldır yönetilmekteydi. Zengin petrol kaynakları varken halkı sefalet ve dikta yönetimin zulmü altında yaşam sürmektelerdi. Oysaki Maduro sendikacılıktan başkanlığa kadar çıkmış bir solcuydu. Halk sefalet içinde yaşarken kendisinin yurtdışında tespit edilmiş 700 milyon dolarlık servetine yine Trump el koymuştu. Bugün Maduro yaka paça götürülürken halkının gerçek manada arkasında durmamasının nedenleri 13 yıllık eziyet yönetiminde bulunması yatmaktadır. Bu nedenler Trump’ın operasyon çekmesine meşruiyet vermez. Trump Maduro’yu uyuşturucu organizatörü olmakla suçlamıştı. Aynı Saddam’ı kitle imha silahı bulundurmakla suçladığı gibi. Yine aynı gerekçelerle Libya Lideri Kaddafi ve Suriye Lideri Beşar Esat’a yaptığı gibi. Herkes biliyor ki Maduro’nun uyuşturucu işinde olmadığını. Zaten Trump’ta operasyonu savunurken “Venezuela’da ki zengin petrol yataklarını kendilerinin işleteceğini, değerinin 17 trilyon dolar olduğunu ve yapılan tüm masrafların da buradan mahsup edileceğini” söyledi.
DİKTATÖR MADURO
Trump ve önceki başkanlar da dahil emperyalist beklentilerle sık sık zengin kaynakları olan ülkelere bu tür operasyonlar çektiğini zaman zaman da bu ülkelere demokrasi götüreceği düzmeceleriyle hareket ettiğini bilmekteyiz. Ancak bu emperyalist gücün elini güçlendiren ve rahat operasyon çekilmesi için en önemli neden, göz diktiği ülke yönetimlerinin otoriter rejim ve yöneticilerinin de genellikle diktatörler olmasıdır. Diktatörlerde seçimle işbaşında sürekliliğini sağlar ama halk alternatifsizlik yüzünden kerhen destek verir. Dahili ve harici müdahalelerde gerçek halk desteğini alamayan diktatörlerin hemen hemen hepsi aynı vahim sonla karşılaşırlar.
15 TEMMUZ’DA HALK SEÇTİĞİNE SAHİP ÇIKTI
Bahçeli Trump’ın Maduro operasyonunu bizdeki 15 Temmuz Hain kalkışmasına benzetti. 15 Temmuzla bu olayın kıyası söz konusu bile olmamalı. Bizde otoriter olmasa da demokrasi diye adlandırdığımız, başkan ve meclisin seçilmesinde gerçek manada katkı verdiğimiz, ufak tefek suistimalleri dışarda tutarak güzel bir seçim sistemi alışkanlığımızın olduğu bilinciyle bir hain kalkışmada halk seçtiklerinin yanında yer almış ve 15 Temmuz’da başarı elde etmişti. Halk o gün seçtiği Hükümet ve TBMM’ye sahip çıkmış, kalkışmayı başarısız kılmıştır. Oysaki Maduro Halkın desteğini almış gibi görünse de gerçek manada halk arkasında hiçbir zaman olmamıştır. Nüfusunun üçte birini (yaklaşık 9 milyon) komşu ülkelere kaçmasında rol oynamış, kalanları da bunca zenginliğin içinde yıllık 1.500 dolara mahkum etmiş birine verilmeyen halk desteği, ülkemizde seçtiği hükümet ve meclisinden esirgenmemiştir. Bu iki olayın karşılaştırılması ancak dahildeki hainleri anlatırken kullanılabilir.
- HUDUT NAMUSUMUZDUR
- TÜİK YİNE TÜİKLİK YAPTI
- KURUCU ÖNDER ÖCALAN NEDEN İÇERİDE?
- KRALIMIZ ÇOK YAŞA
- SOSYAL DEVLET, GELİR DAĞILIMINDA ADALET, TOPLUMSAL BARIŞ VE TAM DEMOKRASİ
- DESPOTİZM
- KLEPTOKRASİ
- EŞEKTEN’DE BAŞKAN OLUR
- ÖLÜNÜN BİLE RÜŞVET ALDIĞI ÜLKE
- İTİRAF EDİYORUM: ATTAN DÜŞTÜM!
- HER İSTEDİĞİNİ VEREN ADAM
- İŞİMİZ ALLAH’A MI KALDI?