içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

KAPATIN KARDEŞİM..

                                           KAPATIN KARDEŞİM..

Sabahları bilgisayarın başına geçer geçmez iki konuya odaklanıyorum.

İlki, Ekonomideki olumsuzlukları gösteren rakamlar.

İkincisi, Covit19’dan hastaneye kaldırılan veya kaybettiklerimizin sayısı..

Zira güzel ülkem bu iki unsurun pençeleri altında adeta can çekişiyor.

Nisan’dan Haziran’a kadar Türkiye’nin en güvenilir adamı haline gelen Sağlık Bakanının, Türk Milleti ve Dünyadan hastalık ve ölüm rakamlarını gizlediğini görünce artık herkes gibi ben de hastalığın yayılma hızını ve ölümleri farklı kaynaklardan izlemeye başladım.

Her sabah bırakın ajansları, sosyal çevremizden bir çok insanın Covit’in pençesine düştüğüne dair bilgileri gördükçe, Avrupa ve diğer ülkelerden gelen rakamlara baktıkça milletçe tedirginliğimiz artıyor, sokağa çıkamıyoruz.

Oturduğumuz apartmanlarda bir ya da birkaç dairenin karantinada olduğunu gördükçe balkona çıkıp hava alırken bile tedirgin oluyoruz.

İki gündür Sağlık Bakanlığı gerçek bulaş verilerini açıklamaya başlayınca korkumuz tedirginliğimiz bir kat daha arttığı gibi, krizi yönetmesi gereken Bilim Kurulu ve Sayın Bakana yönelik kalan güven kırıntılarını bile çöpe attık.

Neredeyse 9 aydır izole bir hayat, psikolomizi bozdu.

Köyümden, bahçemden Kayseri’ye döneli birbuçuk ay oldu ve evimden çıkmamaya azami özen gösteriyorum.

Zira kronik rahatsızlığı bulunanları bu virüsün daha çok sevdiğini biliyorum, bilim de aynı görüşte.

Zorunluluk nedeniyle geçen hafta çıkmak zorunda kaldım.

Akşam saati olmasına rağmen, iş gereği uğradığım noter tıka basa doluydu.

Havasız, küçük bir mekan.

Çalışanlar kendileri için her türlü önlemi aldılar haklı olarak.

Ama iş yaptırmaya gelenler, sırt sırta iş yapıyor, iş yaptırıyor.

Oradan Adliye Binasına gittim.

Aynı manzaranın birkaç katı.

Kalabalıkların üst üste binmeye çalıştığı asansörler, koridorlarda duruşma sırasını bekleyen onlarca insan.

AVM’lerin durumu ise daha a vahim.

Alış-Verişten çok kendilerine sağlanan 3 saatlik hava alma hakkını AVM’nin sıcak ortamında değerlendirmeye çalışan emekliler ve gençler.

Zira merhaba dediğiniz AVM’deki esnafta, çarşıdaki esnafta, içine düştüğü borç batağından yakınıyor, “İşyerini tasfiye edeceğim ama” diye başlıyor söze.

İki gün önceki rakamlara baktığımızda Avrupa’da ilk sıraya yerleştik Covitli sayısı bakımından.

Dün ise Dünya Birincisi olduk.

Ama hala yönetenlerde etkili önlem noktasında bir çaba göremiyoruz.

Oysa çözüm belli.

Toplumsal izolasyon.

İstanbul’dan başlamak üzere, Covit’in hızla arttığı birkaç pilot kente giriş çıkışları kapatın.

Bir hafta kent içi insan hareketliliğini kısıtlayın.

Eğer sonuçlar olumlu çıkarsa, tüm Türkiye için 7 gün sokağa çıkma yasağı uygulayın.

Zaten sorumluluk hissedenler bunu kendilerine aylardır uyguluyorlar.

Zorunluluktan çıkmak zorunda kalanlara yönelik bir önlem gerekiyor.

Bakmayın, gıpta ettiğimiz bir çok ülkede idarenin aldığı önlemlere karşı çıkanlar, ülkemizdekilerden çok daha fazla.

Artık bir gerçeği görmek ve kabul etmek zorundayız.

Eğer gelişmelere göre hareket etme anlayışı devam ederse bazı kentlerde sağlık sistemi çökecek.

Bir çok ilde yoğun bakım üniteleri dolu, kamu hastanelerinin önünde uzun test kuyrukları var.

Ama Sağlık Bakanlığı hala özel hastanelerin test ücreti konusundaki vurgun anlayışının bile önüne geçemedi.

Bakan test ücreti 250 TL diyor.

Özel sağlık kurumları 500 artı diye başlıyorlar pazarlığa..

Evet zor bir karar.

Ama çaresi yok, yayılım hızını azaltmak için dahi;

Kapatın kardeşim, Cadde ve Sokakları.

Ziyanı yok, bir hafta kuru ekmek yemeye razıyız.

Onu da Askıda Ekmek! uygulamasından sağlarız nasılsa..

Konuk yazarAhmet ZORLU

Bu yazı 1210 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI