escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Parkinson hastası ve yakınlarına 5 öneri

Parkinson, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve hareketlerde yavaşlama, titreme ve denge bozuklukları ile kendini gösteren kronik, ilerleyici ve nörodejeneratif bir sinir sistemi hastalığıdır.

Parkinson hastası ve yakınlarına 5 öneri

Parkinson, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve hareketlerde yavaşlama, titreme ve denge bozuklukları ile kendini gösteren kronik, ilerleyici ve nörodejeneratif bir sinir sistemi hastalığıdır. Günümüzde Parkinson’un artık çaresiz bir hastalık olmaktan çıktığını ve doğru tanı, beyin pili gibi ileri teknolojik müdahaleler ve yaşam alanlarındaki çeşitli değişikliklerle artık yönetilebilir bir süreç olduğunu hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “El titremesi, hareketlerin yavaşlaması, maske yüz ifadesi ve öne eğik yürüme bu hastalığın en tipik işaretleri arasında sayılabilir. Erken tanı, hastalığın ilerleme hızını kontrol altına almak ve hastanın yaşam kalitesini korumak için oldukça önem taşıyor. İlk belirtiler fark edildiğinde bir nörolog ve beyin cerrahı iş birliğiyle sürecin başlatılması tedavi başarısını doğrudan etkiler” açıklamasında bulundu.

Beyindeki dopamin üreten hücrelerin azalmasıyla ortaya çıkan Parkinson hastalığında belirtilerin genellikle sinsi başladığını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Hastalık her ne kadar her bireyde farklı seyretse de bilimsel veriler belirli grupların diğerlerine oranla çok daha yüksek risk taşıdığını açıkça gösteriyor. Bu faktörlerin başında gelen yaş, Parkinson için en temel risk unsuru olarak kabul ediliyor. Hastalık genellikle 60 yaş ve üzerindeki bireylerde ortaya çıksa da vakaların yüzde 5 ile yüzde 10’luk bir kısmında bu hastalık 50 yaş altında da görülebiliyor. Genetik geçmiş de bu süreçte kritik bir role sahip. Ailesinde Parkinson öyküsü bulunan kişilerde risk genel popülasyona göre daha yüksek” dedi.

Erkeklerde 1,5 kat daha fazla görülüyor

Biyolojik faktörlerin yanı sıra cinsiyetin de önemli bir değişken olduğunu ve istatistiklere göre Parkinson’un erkeklerde görülme oranının kadınlara oranla yaklaşık 1,5 kat daha fazla olduğunu paylaşan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Çevresel faktörler incelendiğinde ise uzun süre tarım ilaçlarına, herbisitlere veya belirli ağır metallere maruz kalan kişilerde Parkinson riski artarken, yaşam boyu tekrarlayan kafa travmaları yaşamış olan bireylerde ilerleyen yıllarda Parkinson riski daha yüksek” şeklinde konuştu.

Parkinson düşmelere ve ciddi sağlık problemlerine neden olabiliyor

Parkinson hastaları için en büyük risklerden birinin denge kaybına bağlı düşmeler olduğunun altını çizen Prof. Dr. Selçuk göçmen, “Hastalık ilerledikçe donma adı verilen anlık duraksamalar ciddi yaralanmalara, kalça kırıklarına ve beyin kanamalarına yol açabiliyor. Bu düşmeler sadece fiziksel bir travma değil, hastanın dış dünyaya küsmesine ve yatağa bağımlı hale gelmesine de neden olabilir” dedi.

Beyin pili hastanın yaşam kalitesini artırıyor

İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı veya yan etkilerin arttığı durumlarda Beyin Pili yönteminin Parkinson hastalığının yönetiminde önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Beyin pili, beynin derin merkezlerine yerleştirilen elektrotlar sayesinde hastadaki titreme, sertlik ve yavaşlama belirtilerini belirgin ölçüde düzeltir. Bu yöntem, hastanın ilaç ihtiyacını azaltırken, hareket kabiliyetini geri kazandırır” açıklamasında bulundu.

Tedavide multidisipliner yaklaşım şart

Parkinson’un yalnızca bir cerrahın ya da bir nöroloğun tek başına yönetebileceği bir hastalık olmadığını, başarı için ekip çalışmasının gerekli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Tedavinin temel taşlarını oluşturan nöroloji birimi ilaç yönetimi ve semptomların takibiyle süreci kontrol altında tutarken, beyin cerrahisi birimi ise uygun görülen hastalarda beyin pili operasyonu gibi ileri teknolojik müdahaleleri gerçekleştirir. Bu tıbbi süreçlerin tamamlayıcı gücü olan fizyoterapi ve ergoterapi disiplinleri ise hastanın denge, yürüme ve günlük yaşam becerilerinin geri kazanılmasına yardımcı olur” dedi.

Parkinson hastaları ve yakınlarına öneriler

Hastalığın yönetiminde hasta yakınlarına da önemli görevlerin düştüğünü söyleyen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, hastalara evde alınabilecek önlemlere ilişkin önerilerde bulundu: 

1.     Aydınlatma: Koridorlar ve karanlık noktalar için sensörlü gece lambaları kullanılmalı, hastanın gece kalkışlarında görüş netleştirilmeli.

2.     Ev düzenleme: Halıların kenarları sabitlenmeli, kaygan zeminler kaymaz şeritlerle kaplanmalı ve banyolara mutlaka tutunma barları yapılmalı.

3.     İlaç takibi: İlaçların saatinde ve doğru dozda alınması ve aç-tok döngüsüne dikkat edilmeli.

4.     Psikolojik destek: Parkinson hastalarında depresyona sıklıkla rastlanabilir. Hastayı sosyal hayattan koparmamak, küçük başarılarını takdir etmek motivasyonunu artırır.

5.     Egzersiz: Spor salonuna gitmek şart değil. Evde diş fırçalarken tezgâhtan destek alarak denge çalışmak ya da mutfakta küçük adımlar atmak gibi hareketler dengeyi korumaya yardımcı olur.

Tarih: 09-04-2026